İçeriğe geç
Kütahya Bakış

Merak ettiklerinize sade bir bakış

İlişkiler

Kavgasız Biten Dostluklar ve Sessiz Vedanın Anlamı

Bazı arkadaşlıklar kırgınlık olmadan, kendiliğinden sona erer. Bu sessiz bitişin nedenleri ve hangi bağın kurtarılmaya değer olduğu üzerine.

Selen Arıkan 3 dk

Dostlukların bittiği anı çoğu insan hatırlamaz. Büyük bir kavga, sert bir cümle ya da net bir kopuş olsaydı hatırlanırdı. Oysa arkadaşlıkların büyük bölümü gürültüsüz biter. Mesajlar seyrekleşir, planlar ertelenir, "bir ara buluşalım" cümlesi bir süre sonra kimsenin takip etmediği bir nezaket formülüne dönüşür. Ve bir gün, aylardır konuşulmadığı fark edilir.

Kimsenin suçlu olmadığı bir bitiş

Sessiz biten dostlukların en zor tarafı, tutunacak bir sebep bulunamamasıdır. İnsan kırıldığında en azından net bir hikâyeye sahip olur. Ama ortada kırgınlık yoksa, geriye yalnızca belirsiz bir eksiklik duygusu kalır. Bu durumda zihin açıklama üretmeye çalışır: "Ben mi yeterince aramadım", "Onun için önemli değil miydim". Genellikle bu soruların cevabı çok daha sıradandır.

Arkadaşlıklar büyük ölçüde ortak bağlama dayanır. Aynı okul, aynı iş yeri, aynı mahalle, aynı yaşam dönemi. Bu bağlam değiştiğinde ilişkinin taşıyıcısı ortadan kalkar. İki kişi de birbirini sevmeye devam eder, ama artık haftada beş kez karşılaşmadıkları için bağı ayakta tutan görünmez zemin kaybolur.

Hayat dönemlerinin uyumsuzluğu

Bir başka yaygın sebep, hayat evrelerinin farklılaşmasıdır. Yeni bebeği olan bir kişiyle sık seyahat eden bir arkadaşın günlük düzeni birbirinden çok uzaktır. Ne konuşulacak konular ne de müsait saatler örtüşür. Bu dönemlerde iletişim seyreldiğinde, taraflar bunu çoğu zaman ilgisizlik sanır. Oysa yaşanan şey kapasite farkıdır ve genellikle geçicidir.

Bu yüzden sessizleşen bir dostluğu hemen bitmiş saymamak gerekir. Bazı arkadaşlıklar yıllarca duraklar, sonra iki tarafın hayatı benzeştiğinde kendiliğinden canlanır.

Bitişi kabul etmek de bir seçenek

Her dostluk kurtarılmak zorunda değildir. Bazı ilişkiler belirli bir dönemde işlevini tamamlar. Birlikte geçirilen yıllar değersizleşmez; sadece o insanla bugünün ortak zemini kalmamıştır. Görüşmeye çalışıldığında sohbetlerin yalnızca eski anılar üzerinden yürümesi, bunun en açık işaretidir.

Zorlanarak sürdürülen arkadaşlıklar iki tarafa da yük olur. Buluşmalar bir görev gibi planlanır, sonrasında rahatlama hissedilir. Böyle bir tabloda dostluğu doğal seyrine bırakmak, onu kötü bir hatıraya dönüştürmekten daha nazik bir seçimdir.

Denemeye değer olduğu anlar

Bazı dostluklar ise sırf ihmal yüzünden kaybedilir. Bunu ayırt etmek için kendine sorulacak soru şudur: bu kişiyi düşününce içimde iyi bir his mi kalıyor, yoksa yorgunluk mu? Cevap ilkiyse tek bir mesaj yeterlidir. Kimin daha çok aradığının hesabını tutmadan, sitem etmeden yazılan kısa bir not, çoğu zaman aynı sıcaklıkla karşılık bulur.

Burada kritik olan, karşı taraftan aynı yoğunluğu talep etmemektir. Yeniden kurulan bir bağ, eskisinin devamı olmak zorunda değildir. Yılda birkaç kez görüşülen, ama görüşüldüğünde araya hiç zaman girmemiş gibi hissedilen arkadaşlıklar da fazlasıyla değerlidir.

Yeni bağlara alan açmak

Sessizce biten dostluklar, çoğu insanda bir daha yakınlaşmama eğilimi bırakır. "Nasılsa herkes gidiyor" düşüncesi koruyucu görünür ama insanı yalnızlaştırır. Oysa bir arkadaşlığın sona ermesi, arkadaşlık kurma becerisinin kaybolduğu anlamına gelmez.

Sessiz bitişlerin bir başka sebebi de bakım eksikliğidir. Yetişkinlikte arkadaşlıklar kendiliğinden dönmez; kimsenin ortak bir ders programı ya da her gün buluşulan bir kantini yoktur. Bu yüzden görüşmeler planlanmadığı sürece gerçekleşmez. İki taraf da diğerinin arayacağını varsaydığında, aylar hiç fark edilmeden geçer. Kimse ihmal etmeyi seçmemiştir; yalnızca kimse takvimi eline almamıştır.

Bunu önlemenin yolu büyük jestler değil, küçük düzenli işaretlerdir. Aklına geldiğinde gönderilen tek cümlelik bir mesaj, yılda iki kez belirlenen bir buluşma ya da ortak bir alışkanlık, bağı canlı tutmaya yeter. Bu tür ilişkilerde süreklilik yoğunluktan daha belirleyicidir.

Yetişkinlikte bağların ömrü değişkendir; kimi ilişki on yıl, kimi iki yıl sürer. Bu bir başarısızlık ölçüsü değil, hayatın olağan akışıdır. Geriye bakıldığında hatırlanan şey, kimin kaç yıl kaldığı değil, birlikteyken nasıl hissedildiğidir. Sessizce biten bir dostluğu suçlu aramadan uğurlayabilmek, hem geçmişe hem de gelecekteki yeni bağlara yapılan bir iyiliktir.